Sanatta hırsızlık ve kopyacılık nedir ?

Sanatta hırsızlık, kopyacılık malesef ki çok sık rastlanan, cezai yaptırımı külfetli ve gerçek sanatçılara, sanata ciddi zararlar veren bir durumdur. Bu yazıyı ilk olarak 7 Şubat 2012 de facebook üzerinde paylaşmıştım ; https://www.facebook.com/notes/10150770596753065/ . Biraz daha derleyerek ve eklemeler yaparak burada revize edilmiş halini paylaşıyorum.

Sonunda bu yazıyı yazmak zorunda kaldım… Sonu gelmeyen emek hırsızlıkları ve bunların karşısında oluşan türlü tartışmalara, anlaşmazlıklara kısmi de olsa çözüm getirebilmek adına, belki bir grubun da olsa birşeyleri anlayabilmesini sağlamak adına kendimi artık bu yazıyı yazmak zorunda hissettim. Bu yazıyı yazıyor olmaktan hiç memnun olmasam da artık bir gereklilik haline geldi, buyrun;

Bu yazı sadece sihirbazlık sanatı değil, sanatın her alanı için geçerli bir durum hakkındadır.

sanatta-hirsizlik-kopyacilik

Küçük büyük, amatör profesyonel her alanda sanatçılar bu konuda (sanatta hırsızlık, kopyacılık) yersiz tartışmalar, anlaşmazlıklar içinde boğuluyorlar. Herkesin aynı fikirlerde, görüşlerde olması mümkün değil ancak bazı “gerçek”ler, kaçınılmaz doğrular var, bunlara açıklık getirirsek bu tartışmaların kalitesinin artacağına, mahalle kavgalarının üstünde bir seviyeye taşınabileceğini düşünüyorum.

Adım adım gidelim; Taklit, kasti taklit, esinlenmek ve kopyacılık (ki biz buna emek hırsızlığı diyoruz) farklı şeylerdir.

Taklit; Bir sanatçının ürettiği eseri “taklit” ederek, sanatçının uzun sürelerce çalışarak oluşturduğu eserin üzerinden kendine haketmediği bir rant sağlamasıdır. Bu durumda üreten gerçek sanatçı “enayi”, taklit eden insan “çok akıllı” pozisyonuna düşer. Etik ve ahlaki değerler bakımından YANLIŞTIR. Gerçek sanatçının hakkı, emeği çiğnenmiş olur.

Kasti Taklit; Ünlülerin taklidnin yapılmasıi gibi, bir “taklit gösterisi” halinde sergilenen bu gösteriler; “taklit” yeteneği üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla izleyici bunu algılar ve övgüyü sadece buna sunar. Bu durumda gerçek sanatçı övülmüştür ve taklit sanatçısı haketmediği bir prim almamıştır. Etik ve ahlaki değerler bakımından (sanatçıyı rencide etmediği,zor durumda bırakmadığı sürece) herhangi bir sakıncası yoktur.

Esinlenmek; Genellikle genç sanatçı adaylarında görülen, beğendiklerini sanatçıların gösterilerinden esinlenerek “kendi ürettikleri” gösterileri sergilemeleri ancak bu gösterilerde gerçek sanatçının esintilerinin hissediliyor olması durumudur. Genellikle kötü niyetli değildir, hoş görülür ve sadece esinlenerek, yine de “kendi gösterisini üreten” genç sanatçı kısa zamanda hatasını anlayarak özgünleşmeye başlar ve doğru yolu bulur. DOĞRU olmasa da çoğu zaman art niyet içermediğinden ve tekrarlanmadığı sürece hoş görülür.

Kopyacılık; Bunu fotokopi gibi düşünebiliriz, bir sanatçının eserini alıp aynısını yapmaktır. Sanatçının ressam olduğunu ve resim üzerine bir gösteri yaptığını varsayarsak ve bu gösteri de sanatçının fırçayı sağ eliyle tutması ancak kopyacının sol eliyle tutması kopyacıyı aklamaz. Veya benzeri küçük değişiklikler eserin ana iskeletini etkilemediğinden hala kopyacı grubu içindedir. Bu durum kendini çok net gösterir, tartışmaya açık değildir, kör göze parmaktır. Gözlerine batan parmağa rağmen bunu anlamayanların bu tartışmaların içine hiç girmemesi en hayırlısıdır. Etik ve ahlaki değerler bakımından YANLIŞTIR.

Şu tanımlarıda hızlıca yapmamız gerek;

Kamulaşmak; Bir eserin, tekniğin, sunumun (vb..) kamulaşması; bahsi geçen “şey”in geçmişinin herhangi bir yere dayanmaması ya da dayanmasına rağmen zaman veya sanatçının rızası ile kamunun malı haline gelmiş, kimsenin kullanılmasında sakınca görmediği, hak iddia etmediği “şey”lere denir. Örnek; Micheal Jackson – Moonwalk, ya da herkesin dilinde olan bir espiri gibi.

*Kamulaşmanın bazen yoğun taklit / kopya sebebiyle oluşması ayrıca aci bir durumdur.

Copyright / Telif Hakkı; Yasalarca korunan telif hakları, türlü açıkları, zor prosedürleri olsa da mevcuttur ancak burada bilgilenilmesi gereken şudur; Telif hakkı, hak sahibinin eserinin kim tarafından ne şekilde kullanılabileceğine dair karar verme hakkıdır. Yani eğer isterse X kişi, Y kişinin eserini kullanmasına izin vermezken, Z kişinin kullanmasına izin verebilir. Bu yoldan para kazanabilir, haklarını devredebilir vb… Eğer X kişi, Y kişi’ye eserinin kullanma haklarını verdiyse Y kişi etik ve ahlaki açıdan bir yanlış yapmamaktadır ve DOĞRUdur. Y kişi, X kişinin izni olmadan bu eseri kullanıyor, yararlanıyorsa YANLIŞtır. X kişinin eserinin haklarını, Y kişisi Z kişisinden alamaz, bu durumda hakkı olmayanı veren Z’de, alan Y’de YANLIŞtır.

*Ayrıca hukuken telif hakkı aksine dair bir sözleşme olmadığında, işverene değil işi yapan aittir.

Bu bilgiler ortak doğru, gerçekliktir. Eğer daha burada bir anlaşmazlığınız oluşuyorsa, gidin, anladığınızda gelin. Kusura bakmayın daha nazik olamayacağım çünkü böylelerinden gına geldi.

Bir örnek üzerinden değerlendirelim; bir dansçıyı ele alalım, bir koreografi hazırlasın. Bu koreografide 4 tane kamulaşmış hareket (moonwalk-sıçrama-eğilme-amuda diye isimlendirelim) ve bir tane kendi ürettiği hareketi olsun (özel hareket diye isimlendirelim). Birsürü müziği montajlasın ve özel bir müzik oluştursun. 5 hareketini moonwalk-sıçrama-eğilme-amuda-özel hareket olarak sıralasın, bağlasın ve bir koreografi oluşturmuş olsun.

Şimdiiiii bu arkadaşın kullandığı müziklerin telif hakları vardır ve müzik sahiplerine aittir. Bunların dışında montajladığı müziklerin oluşturduğu “tek montajlanmış parça”, orjinal müziklerin telifleri hariç, montajı yapan bu arkadaşa aittir.

Arkadaşın kullandığı 4 hareket kamulaşmış, biri kendine aittir. Burada bir yanlışı söz konusu değildir. Bu hareketlerin müzikle uyumu, kurgusu ve bağlarından oluşan “bütün eser” bu dansçıya aittir.

  • Başka bir adam bu gösteriyi birebir kopyaladığında, zaten durum ortada; kopyacı (emek hırsızı) dır.
  • Bu adam gerçek dansçıyı taklit ederek, aynı müzik, koreografiyi kullanarak, fakat farklı kıyafet giyerek ve farklı mimikler yaparak sunduğunda, kopyacıdan pek farklı olmayan taklitçi olur. En az kopyacı kadar emek hırsızıdır.
  • Bu adam, asıl dansçının kullandığı herşeyi birebir yaparak, ancak sadece bir hareketi değiştirerek kendini aklayamaz. Başına sonuna birşey ekleyerek, ya da birşey çıkararak durumu değiştiremez. Müziği değiştirip aynı koreografi, ya da farklı koreografiyle özel hazırlanmış müziği kullanması hala asıl dansçının haklarını çiğnemektir. Asıl dansçının oluşturduğu ana iskelet hala yerinde durmaktadır ve ne kadar modifiye edilirse edilsin, modifiye edilmiş bir kopya parçası olacaktır.
  • Bu adam tamamen başka bir koreografi sergileyip asıl dansçının “özel hareketi”ni yaparsa yine bu hareket asıl dansçının eseri olduğundan bu parçayı kopyalamış sayılacaktır (asıl dansçının izni dışında).
  • Bir gencin, asıl dansçının koreografinisi andıran, “sadece andıran”, ancak kendi ürettiği koreografisi esinlenme olarak kabul edilebilir. Bu da ancak belli ölçüler içinde hoşgörülür.
  • Bir taklit sanatçısı, genellikle mizahi bir biçimde ya da taklit ettiğini sembolize eden, seyiricinin algılayabileceği herhangi bir biçimde bu dansçıyı taklit ettiğinde ise, bu bir taklit gösterisine dönüşür ve bu şekilde değerlendirilir. Taklit sanatçısının etik kurallar dahilinde hareket ettiğini varsaydığımızda, bu durum dansçımıza zarar vermez.

Matematiksel olarak göstermek istersek, orjinal eserin;

  • Müzik + Koreografi    (moonwalk-sıçrama-eğilme-amuda-özel hareket)

olduğunu varsaydığımızda, aşağıdaki maddeleri uygulayan herkes taklit/kopya grubu içine düşer;

  • Başka Müzik + Koreografi
  • Müzik + Başka Koreografi
  • Müzik + Koreografi    (extra bir hareket + moonwalk-sıçrama-eğilme-amuda-özel hareket)
  • Müzik + Koreografi    (moonwalk-sıçrama-amuda-özel hareket)
  • Başka Müzik + Başka Koreografi   ( içinde “özel haraketi” barındıran)
  • Müzik + Koreografi    (2 kere moonwalk – 3 kere sıçrama-eğilme-amuda-özel hareket)

Ne yazık ki özellikle son yıllarda, çeşitli yarışma programları aracılığıyla sanat hırsızlıkları bir hayli artmıştır. Meşhur yetenek yarışması formatının diğer dünya ülkelerindeki versiyonlarında, bir kopyacı ya da sanat hırsızı sahneye asla çıkarılmazken, ülkemizde birinci olabilmektedir. Yurtdışından kopyalanan ya da kopyalanmayan sanatçı arkadaşlarımız burada olan bitenleri duyduklarında inanamaktadırlar. Ülkemizin kaliteli sanatçılarına verilen zararın dışında, uluslararası boyutta da zararlara yol açmakta olan son derece önemli bir konudur. Sadece sanatçılar değil, toplum ve başta medya sektörü olmak üzere ilgili tüm sektör temsilcileri tarafından bilinçli bir şekilde hareket edilmesi gerekmektedir.

Bu bilgiler doğrultusunda edilecek tartışmalarda neyin kamulaşıp kamulaşmadığı, neyin kime ait olduğu, neyin kopya olduğu vb. konularda daha verimli sonuçlar alınabilmesini ümit ediyorum.

İllüzyon sanatçılarına özel bir not daha eklemek isterim;

Yukarıdaki bilgilerde danstaki moonwalk hareketini, french dropla ya da şeytan torbasıyla değiştirebilir, koreografiyi sunum tekniği, hikayesi ve kurgusuyla değiştirebilir,özel hareketi kişinin kendi ürettiği eser,söz,sunum vb. le değiştirebilir, müziği de müzik, kostüm, sözler vb tamamlayıcılarla değiştirebilirsiniz. Daha uzun tutmamak adına özel olarak örneklendirme yapmayacağım ancak gayet açık bir şekilde özetledim, sadece uyarlayın.

Ek Örnek; Şu örneği eklemek zorunda gibi gözüküyorum, satın alınan trickler (sihirbazlık numaraları), aletler kafa karıştırıyor olsa gerek.

Örnek; X kemanını alabilir, çok güzel bir parça hazırlayabilirsiniz. Hazırladığınız bu parça size aittir. X kemanını alan birine bu parçayı kullanma hakkını vermez. Ya da Y kemanı olan birine de bu parçayı kullanma hakkını vermez. Herkes satılık olan her kemanı alıp istediği gibi kullanabilir, mesele diğerinin hazırladığı parçayı çalmamaktır. O yüzden “Benimde kemanım var, şuradan aldım” demeyi bırakınız, kemanınızı kullanmak hakkınız, bunun aksine bir söylem zaten yok, karıştırmayınız. Tekar; mesele diğerinin hazırladığı parçayı çalmamaktır, onun kullandığı kemanı kullanmamak değil.

Vaktiniz için teşekkür ederim.

Traji komik de olsa bu yazının da farklı yerler tarafından kopyalanmasını bekliyorum. Buarada bir yazıdan yazarın izni olmadan ve de kaynak gösterilmeden 130 karakterden fazla alıntı yapmanın da hukuken bir suç olduğunu biliyor muydunuz ?  Şimdi değersiz kopyacılar bunu öğrendikleri için umursayacaklar mı ? Neyse…

Özgün olmanız dileğiyle,

Doruk Ülgen

 

Not 1: Lütfen yorumlamaktan, eklemelerde bulunmaktan çekinmeyin. Gerekli niteliklerdeki eklentileri yazıya ekleyerek düzenleme yapmaktan, sizi de dahil etmekten keyif duyarım.

Not 2 : Yazının ilk paylaşıldığı facebook linkinde (bu yazının başında mevcut), çeşitli sanatçıların da katılımıyla oluşan yorumlar, ek yazışmaları bulabilirsiniz. Buradaki paylaşımdan itibaren ekler olursa, yine buraya eklenecektir.